Ağız Ve Diş Sağlığı

disAğız Ve Diş Sağlığı

Özel Başakşehir Tıp Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Uzman hekim kadrosu ile hizmet vermektedir. Diş merkezinde 6 adet diş muayene ve tedavi bölümü mevcuttur.

Panoramik röntgen, RVG, Oral kamera sistemi, hastabaşı x-Ray sistemleri ile son model ve eksiksiz teknolojik vasıfta hizmet vermektedir. Gece ve hafta sonunda da 24 saat kesintisiz hizmet ile hastalarımızın her türlü talebi değerlendirilmektedir.

Merkezde dişhekimliğinin bütün uygulamaları eksiksiz olarak yapılmakta uzmanlıklar arası multidispliner bir anlayışla tedaviler uygulanmaktadır.

Diş merkezimiz; Pedodonti, Protez uzmanlığı, ortodonti gibi uzmanlık alanlarında çok paydaşlı olarak çalışmaktadır.

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi bölümünde; normal ve komplikasyonlu diş çekimleri, diş abselerinin tedavisi, 20 yaş diş çekimleri, gömük diş operasyonları, artı dişlerin normal ve cerrahi çekimi, implant uygulamaları, diş köklerinin apikal rezeksiyonu, çene kırıklarının tedavisi, çene eklemi hastalıklarının teşhisi ve tedavisi, çene kistlerinin teşhisi ve tedavisi, çene tümörlerinin teşhisi ve tedavisi, ağız içindeki prekanseröz lezyonların teşhisi ve tedavisi, ağız hastalıkları ve ağız yaralarının tedavisi, proteze hazırlık amacıyla yapılan cerrahi işlemler, ortognatik cerrahi, dişlerden kaynaklanan sinüs hastalıklarının tedavisi gibi hastalıkların sağaltımı yapılmaktadır.

Pedodonti bölümünde; doğumdan ergenlik çağının sonuna kadar, çocukların ağız ve diş sağlığını takip ve tedavi yapılmaktadır. Çocuklara uygulanan her türlü tedavi ve koruyucu diş hekimliği işlemlerini yapan, bu konuda özel eğitim almış diş hekimi kliniğimizde çalışmaktadır.

Tıp Merkezimiz Pedodonti bölümü 2 temel prensible çalışmaktadır. Problem varsa tedavi etmek, yoksa olmasını engellemek. Tedaviyi kapsayan kısmı, dolgu, diş çekimi, diş taşı temizliği, kanal tedavisi gibi rutin diş hekimliği hizmetleridir. Koruyucu tedaviyi kapsayan kısmı ise daha çok dişlerin kaybedilmesine neden olacak problemleri engellemeye yöneliktir. Bunun için fissür örtücü ve fluorid uygulamaları yapılır, dişlere çürük testleri uygulanır, Çocuklara fırçalama ve beslenme eğitimi verilir, velileri de bu hususlarda bilinçlendirilmektedir. Çocuklar mevcut bir problemi olmasa da ilk süt dişi sürdükten sonra ya da en geç bir yaşında bir çocuk diş hekimine götürülmelidir. Çocukların 6 ayda bir düzenli olarak bir diş hekimi tarafından muayene edilmesini öneriyoruz.

Protez bölümümüzde; Sabit protezler ve hareketli protezler olarak genel iki başlık altında hizmet verilmektedir.

A-Sabit protezler

ağızda yeterli miktarda diş veya implant varlığında yapılabilir. Bazı dişler için çekimden önceki son çare olabildiği gibi, baz dilere sadece estetik beklentiyle yapılabilir. Özel yapıştırıcılarla diş ya da implanta yapıştırıldığından isminden de anlaşılacağı üzere sabit durur, her istenildiğinde çıkarılamaz. Farklı türleri vardır.

Metal Destekli sabit Porselen Kaplamalar, Altyapı materyali olarak krom-kobalt ya da krom-nikel alaşımın kullanıldığı protezlerdir. Metal altyapının üzerine porselen işlenir. Metal alerjisi olanlara yapılamaz. Metal altyapı ışık geçirmediğinden yeterli estetik sağlanamaz. Zamanla altyapı dişetiyle reaksiyona girerek protezle dişeti birleşimi hizasında koyu renkli bir hat oluşturur. Maliyeti düşüktür.

Zirkonyum Destekli sabit Porselen Kaplamalar, altyapı materyali olarak metal yerine zirkonyum alaşımı kullanılır. Zirkonyumun üzerine porselen işlenir. Zirkonyumun rengi beyazdır ve ışığı geçirir, alttan yansıma yapmaz. Doğal dişe yakın estetik görünüm elde edilir. Oldukça sağlamdır. Dokularla uyumludur, alerjik reaksiyona sebep olmaz. Dişeti sınırında renkleşme olmaz.

Full Porselen Kaplamalar, Altyapının kullanılmadığı porselen kaplamalardır. Estetik olarak en iyi sonucu verir. Maliyeti diğer kaplamalara göre daha yüksektir.

Lamine Kaplama (Laminate Veneer); Yaprak porselen diş olarak da bilinen bu protezler estetik sıkıntılarını giderme amacıyla renkleşmiş, hafif çapraşık (ortodontik tedavinin istenmediği durumlarda) ya da şekil bozukluğu olan, gülümserken görünen tüm dişlere yapılabilir. Dişe verilen zarar minimum seviyededir, çok az miktarda aşındırma yapılır. Alt yapısı yoktur, çok ince porselen bir tabakadır. Hassas çalışma gerektirir. Oldukça uyumludur, çok doğal ve estetik bir görüntü yakalanır.

B-Hareketli Protezler

Ağızda mevcut dişin bulunmadığı ya da sabit protez yapmanın mümkün olmadığı durumlarda mevcut dişler veya implant ve yumuşak dokudan destek alan takılıp çıkarılabilen protezlerdir.

Total protezler (Tam protez); ağızda hiç dişin bulunmadığı durumlarda yapılır. Takılıp çıkarılabilir. Sadece kemikten ve yumuşak dokudan yani dişetlerinden ve damaktan destek alırlar. Çok kullanışlı olmadığı için implantın yapılamadığı durumlarda tercih edilir.

Parsiyel Protezler (Parçalı Protez); ağızda doğal diş varlığında yapılır. Kroşe adı verilen kancalarla ya da daha estetik olan, kaplamalara eklenen hassas tutucularla dişlere tutunur. İstenildiğinde takılıp çıkarılabilir.

İmplantüstü Hareketli Protez; tam protezlerde görülebilen istemsiz olarak protezin çıkması gibi problemleri ortadan kaldırmak için, az sayıda implantın üzerine anahtar-kilit şeklinde oturan protezlerdir. İstenmediği sürece protez yerinden oynamaz, istenildiğinde çıkarılıp tekrar takılabilir.

Tıp Merkezimizde Diş Sağlığı ve Hastalıkları olarak verilen hizmetler:

  1. Diş Acil
  2. Genel Diş Hekimliği
  3. Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi
  4. Pedodonti (Çocuk diş hekimliği)
  5. Ortodonti (Diş çapraşıklık ve çiğneme bozukluğu hekimliği)
  6. Protez Uzmanlığı
  7. İmplantoloji
  8. Periodontoloji (Dişeti hastalıkları)
  9. Estetik Diş Hekimliği
  10. Anestezi Altında Diş Hekimliği

Diş Beyazlatma

1) Klinikte beyazlatma (Office Bleaching):

2) Evde Yapılan Beyazlatma (Home Bleaching):

Diş beyazlatma herkese uygulanabilir mi?

Diş çürükleri, dişeti hastalığı ve diş minesi çatlaklarının varlığında diş beyazlatma önerilmez. Bu durumda önce ideal ağız hijyeninin sağlanması gerekir.

GENEL ANESTEZİ ALTINDA DİŞ TEDAVİSİ

  • Fiziksel engelli çocuklarda,
  • Mental (zihinsel) engelli çocuklarda,
  • Acil tedaviye ihtiyacı olmasına rağmen iletişim kurulamayan çocuk veya erişkinlerde,
  • Biberon çürüğü veya erken çocukluk çağı çürükleri adı verilen yaygın çürüklere sahip ikna yoluyla tedavi edilemeyecek küçük yaştaki çocuklarda,
  • Genel anestezi yapıldığı takdirde tıbbi risklerin azalacağı (bazı sistemik rahatsızlıklar gibi) vakalarda,
  • Herhangi bir nedenle (uzak yerde oturulması, allerjik reaksiyon riski vb.) tedavilerin tek seansta yapılması gereken çocuklarda.
  • İleri derecede fobisi (Korku) olan erişkin hastalar
  • Genel anestezi gerektiren cerrahi girişimler (Kemik grefti, Kemik kisti vb.)
  • Lokal anestezi ile tek seansta yapılması mümkün olmayan birçok cerrahi işlemin kısa sürede (2 saat gibi) genel anestezi altında yapılmasını isteyen hasta grubu

DİŞ TEDAVİLERİNİN GENEL ANESTEZİ ALTINDA YAPILMASININ AVANTAJLARI NELERDİR?

  • Tüm işlemlerin tek seansta gerçekleşmesi aile ve çocuğun tedavi sürecinde yıpranmasını engeller.
  • Küçük yaştaki çocukların kontrolsüz olarak yaptıkları ani hareketler sonucu oluşabilecek yaralanma riski ortadan kaldırılır.
  • Kontrollü çalışma sahası sayesinde tedavinin tüm aşamaları özellikle iletişim güçlüğü olan küçük çocuklarda ideal bir şekilde tamamlanabilmektedir.

PEDODONTİ

PERİODONTOLOJİ

Periodontoloji, dişleri çevreleyen dokular ile iltihabi hastalıklar ve bunların tedavisiyle ilgilenen ana bilim dalıdır.

Periodontitis, diş ve dişi destekleyen dokuların (periodontal ligament, sement, alveol kemiği) yıkımıyla karakterize iltihabi bir hastalıktır. Diş eti iltihabı, alveol kemiğine (çene kemiği) kadar ilerlemiştir. Periodontitisin temel nedeni bakteri plağıdır; bu rahatsızlık mekanik olarak tedavi edilebilir. Ancak genetik, çevresel ve sistematik faktörler de hastalığın oluşmasında etken olabilir. Sistemik faktörler içerisinde diyabet, kalp damar hastalıkları, epilepsi, Down sendromu, AIDS ve kan hastalıkları sayılabilir. Toplumda yaygın olarak rastlanan periodontal hastalıkların ilk belirtisi diş etinde kanamadır. Diş eti kızarık, şiş ve parlak yüzeylidir. Çoğu zaman bu belirtilere ağız kokusu, diş etinde kaşınma, kanama hissi ve dişlerde hassasiyet de eşlik eder.

Periodontal hastalıklar, toplumda çocukluktan yaşlılığa kadar her yaştaki insanı farklı şiddette etkileyebilmektedir. Çoğu zaman hastanın ağrı gibi bir şikâyeti olmadığı için belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Hastanın şikâyeti olduğunda ise sağlam, çürüksüz dişler destek dokulardaki kayıplardan dolayı sallanarak kaybedilmektedir.

Tedavi Yöntemleri

Periodontal tedavinin ana amacı, umutsuz gibi görünen sağlıksız dişleri ağızda tutmaktır. Hastalığın tipi ve şiddetine göre değişik tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlar; öncelikle ağız hijyeni eğitimi, diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirilmesi, rejeneratif, rekonstrüktif ve mukogingival operasyonlar olarak basitçe özetlenebilir. Aynı zamanda yüksek gülme hattı olan bireylerin diş eti estetiğini sağlamak da periodontal tedavi kapsamındadır. Hastalığın tipi ve şiddeti, hastanın alışkanlıkları ve hekimi ile yapacağı iş birliği, ağız hijyeninin standardı, tedavi planlaması ve başarısını doğrudan etkiler. Periodontal tedavi, erken teşhis ile gerekli müdahaleler yapıldığında sonuçları kesin ve hasta memnuniyetinin en yüksek oranda olduğu diş hekimliği hizmetidir. Unutulmamalıdır ki periodontal olarak sağlıklı olmayan dişlere hiçbir restoratif tedavi uygulanamaz.

ORTODONTİ

Ortodonti çapraşık dişlerin düzeltilmesi, diş, çene ve yüzdeki uyumsuzlukların giderilmesi ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Ortodontistler (ordodonti uzmanları) çene kemiğinizin ve dişlerinizin doğru yerde ve doğru konumda yerleşmesini sağlarlar. Dişlerdeki çapraşıklıkların düzeltilmesi ile önemli bir estetik kazanım sağlandığı gibi, ağız ve diş sağlığına da pek çok katkıda bulunulur. Çapraşıklıkların giderilmesi ile bu bölgelerin daha kolay ve etkili temizlenmesi sağlanır, böylece çürük ve dişeti hastalıklarının önüne geçilmiş olur. Çapraşık dişleri veya görüntüsü bozuk çeneleri nedeniyle kendilerini rahat hissetmeyen bireyler sıkılgan olabilirler, konuşurken veya gülerken ağızlarını kapatma ihtiyacı duyabilir, gülmekten çekinebilir veya yüz görünümlerini saklamaya çalışabilirler. Çocukluk döneminde kazanılan konuşma, yüz mimikleri ve yüz ifadesi hayatın ilerleyen dönemlerinde eğitsel ve sosyal düzeyde kapıları açan en önemli kazanımlardandır. Ortodontik tedaviler dişlerin ve yüzün estetik görüntülerini düzeltir, çocukların özgüvenlerini arttırır. Çoğu kez hastalar tedavileri tamamlanmadan önce bile kendilerini çok daha rahatlamış ve özgüvenleri artmış olarak hissederler.

Çocuklarımıza ne zaman ortodontik muayene yaptırmalıyız?

Süt dişlerinin sallanıp düşmeye ve daimi dişlerin sürmeye başladığı 6-7 yaşları ilk ortodontist ziyareti için uygun olacaktır. Bu muayenede ortodonti uzmanı böyle bir tedaviye ihtiyacının olup olmadığının belirleyebilir.

Ortodontik tedavi süresi ne kadardır?

Ortodontik tedavi süresi bireyin sahip olduğu ortodontik anomalinin şekline ve şiddetine bağlı olarak değişir. Ancak ortalama olarak 6-18 ay arasındadır

Teller takılırken, çıkarılırken ve tedavi sürecinde ağrı olur mu?

Bant ve braketlerin yapıştırılması sırasında herhangi bir ağrı olmaz. Tedavi başlangıcında dişler hareket etmeye başladığında bir miktar sızı olacaktır, bu da günlük yaşantıyı etkilemez. Bant ve braketlerin çıkarılması sırasında ise çok hafif bir ağrı hissedilebilir.

Ağızdaki teller çıktıktan sonra dişlerin eski haline dönme ihtimali var mı?

Ortodontik tedavinin iki bölümü vardır. Birincisi, çenelerin ve/veya dişlerin ideal konumlarına ulaştırılmak üzere sabit ya da hareketli aygıtlar kullanılarak hareket ettirildiği aktif dönemdir. Çenelerin ve dişlerin ideal konumlarına getirilmesi ile son bulan aktif tedavi dönemini pasif ortodontik tedavi dönemi takip eder. Bu dönemde takılıp çıkarılan hareketli aygıtlar ile ya da dişler üzerine dışarıdan bakıldığı zaman gözükmeyecek şekilde içeriden yapıştırılan tellerle dişlerin tedavi başındaki konumlarına dönmeleri engellenir. Pekiştirme yapılır. Bu dönemde ortodontist tarafından planlanan aygıtlar kullanılmaz ya da az kullanılırsa dişlerin ve çenelerin tedavi başı konumlarına dönme ihtimali vardır.

Hastalar ağızdaki teller varken nelere dikkat etmeliler?

Diş fırçalamaya daha fazla özen gösterilmeli. İçinde çekirdekleri olan yiyecekleri (çekirdekli meyveler, zeytin vb) yerken daha dikkatli olmalı ve sert yiyeceklerden uzak durulmalı.

Teller ağza batar mı ya da herhangi bir zarar verir mi?

Hayır. Ortodontik tedavide kullanılan tüm materyaller yüksek sağlık standartlarına uygun olarak üretilmiştir. Sadece metal alerjisi olan hastalarda özel olarak üretilmiş malzemeler kullanılır.

Bu tedavi esnasında dişler nasıl hareket ederler?

Diş üzerine braket ve tellerle bir kuvvet uygulanır. Böylece kuvvetin yönünde bir hareket oluşur. Hareket eden dişin önünde geçici bir süre için kemik dokusunda bir yıkım olur, hareketin aksi yönünde ise yeni kemik dokusu yapılır. Böylece yeni yerlerini alan dişler, yeni bir kemik yuvasına da otururlar.

Ortodontik tedavi her yaşta yapılabilir mi?

Dişlerin çene kemikleri üzerine dizilimi ile ilgili olan ortodontik anomalilerin tedavisi yani dişe ait seviyedeki ortodontik anomaliler çene kemiği ve dişeti sağlığının uygun olması durumunda her yaşta mümkündür. Çenelerin birbirlerine ve başımıza göre olan konum bozukluklarından kaynaklanan iskeletimize ait ortodontik anomalilerin tedavisine ise mutlaka buluğ çağı öncesinde başlanmalıdır. Büyüme gelişim tamamlandıktan sonra bu anomalilerin tedavisi ancak ortognatik cerrahi tedavi tekniği ile olabilecektir. Bununla birlikte ortodontik tedavi için yaş sınırlaması yoktur. Dişleri çevreleyen kemikleri sağlıklı olan herkese ortodontik tedavi uygulanabilir.

ORAL İMPLANTOLOJİ

İmplantlar, diş kökü şeklinde titanyumdan hazırlanmış, çene kemiğine küçük bir operasyon ile yerleştirilen suni diş kökleridir. Günümüzde implantlar tartışmasız olarak doğal dişe en iyi alternatiftir.

Doku dostu Titanyum kemik ile özel bir bağ oluşturarak yerleştirildiği yere, hücresel olarak tutunur. Bu tutunma genellikle 2 ile 3 ay arasında olur.Tutunma tamamlandığında üst yapı dediğimiz protezi hazırlama işlemine geçilir.

HANGİ DURUMLARDA İMPLANT YAPILIR?

Eskiden dişsiz ağızlarda Total protezler tek şanstı. Çene kemiğine yerleştirilen implantlar ve bunlardan destek alınarak hazırlanan protezler, artık hastalara kendi dişleriyle çiğniyormuş hissi vermekte ve bu sebeple sıklıkla tercih edilmektedir.

HER HASTAYA İMPLANT UYGULANABİLİR Mİ?

İmplant yerleştirilecek bölgede çene kemiğinin implantı kabul edecek yükseklik ve genişliğe sahip olması gerekmektedir. Mevcut kemiğin kalitesi implantın başarısını etkileyen faktörlerden biridir. Gençlerde kemik gelişiminin tamamlanması gerekmektedir. Erişkinler için üst yaş sınırı yoktur. Genel sağlık durumu iyi olan herkese implant uygulanabilir.

AĞRI OLACAK MI?

Her cerrahi müdahalede olduğu gibi biraz ağrı beklenebilir. Ameliyat sonrası, diş çekiminden sonraki ağrıya benzer bir ağrı olabilir. Bunun için doktorunuz tarafından bu ağrıyı kesecek ilaçlar verilecektir.

İMPLANT’IN AVANTAJLARI NELERDİR?

Daha estetik ve daha doğal bir görünüm sağlarlar.

Dişler sabit kalır. İmplant üstüne yapılan total (damak), parsiyel veya sabit protezler hiç oynamaz. Tutuculuk maksimumdur.

Çekilmiş dişlerin olduğu bölgelerinde zamanla kemikler gittikçe incelir. Buna bağlı yüz profilinde bir takım değişiklikler olur. İmplant’ların yerleştirilmesi ile bu kemik kaybı engellenir.

Çiğneme fonksiyonu düzeldiği için daha dengeli ve iyi beslenme sağlanır. Böylece iyi çiğneyememeye bağlı olarak oluşmuş mide problemleri giderilir.

Doğal görünüm ve estetiğin sağlanması ile kişinin kendine güveni artar.

İMPLANT’IN DEZAVANTAJLARI NELERDİR?

Diğer tedavi alternatiflerine göre daha yüksek maliyette olması.

Diğer tedavi alternatiflerine göre daha uzun zamanda tedavinin bitmesi.

Hassas bir klinik ve laboratuar çalışması gerektirmesi.

İmplant öncesinde ve sonrasında ağız bakımına daha fazla özen gösterme zorunluluğu

İMPLANT TEDAVİSİNDE BAŞARI ORANI NEDİR?

Yapılan bilimsel çalışmalarda implant başarısının %90-100 arasında değiştiği gösterilmiştir. Fakat elbetteki her tıbbbi işlemde olduğu gibi %100 garanti vermek mümkün değildir.

implant tedavisinin başarısı:

İmplant öncesi ve sonrasında ağız sağlığı ve temizliğine özen gösterilmesine

İyileşme döneminde kullanılan alkol ve sigara miktarına

Genel sağlık durumunun iyi olmasına (Kontrol edilemeyen şeker hastalığı iyileşmeyi olumsuz yönde etkiler)

İmplant’ların steril bir ortamda yerleştirilmesine

Endikasyonun hekim tarafından doğru konulmuş olmasına doğrudan bağlıdır.

ENDODONTİ (Kanal Tedavisi)

Endodonti, özellikle kök kanalı tedavilerinin gerçekleştirildiği ana bilim dalıdır.

Endodontik tedavi denince genellikle akla kanal tedavisi gelir. Diş tedavisi işlemleri arasında da en korkulan tedavi genellikle kanal tedavisidir. Günümüzde kanal tedavisi canlı dişlerde tek seansta, canlılığını yitirmiş dişlerde de genellikle iki seansta yapılmaktadır.

Dişin Anatomisi

Dişin ağızda görünen kısmına kuron, ağızda görünmeyen ve kemik içinde kalan kısmına da kök adı verilir. Dişimiz birkaç tabakadan oluşur. Kuron kısmının en dışındaki kısım, yani ağzımızda görülen kısım, mine adını alır. Mine vücudumuzdaki en sert dokulardan birisidir. Dişimizin diş eti altında kalan ve kemik ile çevrelenen kök kısmının üzerini sement tabakası örter. Mine ve sement tabakalarının altında da dentin tabakası vardır. Dentinin özelliği ise dişin en büyük tabakası olması ve mine tabakasının aksine sinir uçlarını barındırmasıdır. Bu özelliği ile ağrı mekanizmasında rol oynar.

Dentin tabakasının altında dişin pulpası vardır. Bu kısımda dişin damar ve sinirleri bulunur. Pulpa dişin sürmesi ve gelişmesi sırasında önemli bir rol oynar. Ayrıca diş sürdükten sonra da ağrı mekanizması ile dişimizin karşılaştığı sorunları bize iletir.

Pulpa nasıl iltihaplanır?

Her insanın ağız boşluğunda bakteriler vardır. İstenmeyen şartlar oluşmadıkça zarar vermezler. Bakteriler aldığımız birçok gıda ile birleşerek ağzımızda asitlerin oluşmasını sağlarlar. Bu oluşan asitleri ağzımızdan uzaklaştıramazsak bu maddeler mineye zarar verir ve mine tabakasında çürük oluşmasına neden olurlar. Diş minesinde oluşan çürükler tedavi edilmezlerse mine tabakasının altındaki dentin tabakasına geçerler. Dentin tabakası ağrı yoluyla bizi uyarmasına karşın oluşan çürük yine tedavi edilmezse mikroorganizmalar pulpaya doğru hareketlenirler. Bu sırada pulpa kendini korumak için çeşitli yolları devreye sokar. Bu yollardan biri de ağrı yoluyla bizi uyarmaktır. Ama yine dişimizi tedavi ettirmezsek bir müddet sonra mikroorganizmalar pulpa içindeki damar ve sinirleri harap ederek iltihabın oluşmasını sağlarlar.

Pulpada iltihabın oluşmasının bir başka yolu da travmalardır. Dişe gelen bir darbe, kök ucundan dişin köküne giren damar ve sinirlerin kopmasına, böylece dişin canlılığını yitirmesine neden olabilirler. Bu duruma harhangi bir yolla mikroorganizmaların eklenmesi pulpanın iltihabına neden olur.

Pulpanın enfekte olmasının bir başka yolu da diş çevresinde uzun süreli periodontal (diş eti ve çevresi) hastalığın bulunmasıdır.

Bir dişin enfekte olduğu nasıl anlaşılır?

Dişte soğuk ve sıcak yiyecek ve içeceklere karşı oluşan ağrı ve hassasiyetlerde, yemek yeme sırasında oluşan ağrılarda iltihaptan ve bir iltihap başlangıcından söz edilebilir. Yine dişlerde meydana gelen aşırı renk değişimleri de iltihap belirtisi olarak algılanabilir. Bunların dışında çürüğün pulpaya kadar ulaştığı ama tedavi edilmeyen dişlerde, enfeksiyon kök ucundan çene kemiğine çıkar ve yüzde küçük veya büyük şişlere neden olabilir. Bu durumda enfeksiyonla mücadelede, diş hekimin yaptığı işlemlerin yanı sıra antibiyotik kullanımı da uygundur. Genel kanı, yüzde şiş oluşturan dişin şiş indikten sonra çekilmesi gerektiğidir. Oysa bu çok eskide kalmış bir düşüncedir. Bu tür büyük enfeksiyonlara neden olan dişler bile kanal tedavisi yapılarak ağızda tutulabilir ve bu diş de aynı sağlıklı anındaki diş gibi size yıllarca hizmet edebilir.

Kanal tedavisi aşamaları

Radyografi alınarak sorunlu dişin tespit edilmesi.

Diş canlı ise lokal anestezi yapılarak diş ve çevre dokulardaki duyarlılığın yok edilmesi.

Dişin mine ve dentin tabakalarındaki çürüklerin temizlenerek pulpaya ulaşılacak boşluğun oluşturulması.

Dişe rubber dam takılarak izole edilmesi.

Elektronik aletler kullanılarak çalışma uzunluğunun saptanması ve radyografi ile teyit edilmesi.

Döner alet sistemleri kullanılarak kök kanalı içindeki enfekte dentin tabakalarının, mikroorganizmaların yok edilmesi ve uzaklaştırılması.

Kök kanallarında döner alet sistemleri kullanılırken çeşitli kök kanalı dezenfektanları ile mikroorganizmaların yok edilmesi.

Döner alet sistemleri kullanılarak kök kanalı içindeki enfekte dentin tabakalarının, mikroorganizmaların yok edilmesi ve uzaklaştırılması.

Kanal tedavisine başlarken diş canlı değil ise kök kanalı içine konulacak bir kanal antiseptiği ile belirli bir süre beklenmesi ve sonraki buluşmada kök kanlarının doldurulması.

Kök kanalı tedavisinden sonra, dişin çevre dokularla ilişkisi kesilerek enfeksiyonun bir daha oluşmaması ve dişin çevre dokularında meydana gelmiş bir hasar varsa onun onarılması amaçlanır.

Kanal tedavisini takiben, özellikle de canlı dişlerin tedavisinin ardından, dişte birkaç gün katlanabilir bir ağrı veya dişin üzerine basıldığında ağrı oluşabilir. Bu kanal tedavisi sonrası oluşan normal bir ağrıdır. Kanal tedavisi yapılan dişin biraz korunmasıyla kısa sürede ortadan kalkar. Bugün için doğru tedavi yöntemi uygulanan kanal tedavilerde başarı oranı %90’a varmaktadır.

Tıp Merkezimiz Ağız ve Diş Sağlığı polikliniğinde bu işlemlerin tümü, her biri kendi alanında uzman diş hekimleri tarafından yapılmaktadır.